Turizm 5 yılda milli gelire 50 milyar dolar katkı verir

0
58
+100%-

“ABD bir turistten 2 bin 500 dolar kazanırken ve dünya ortalaması bin doların üzerindeyken, bizim 700 dolarda kalmamız düşündürücü” diyen TÜGİK Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Erhan Özmen, turizmi ciddiye alırsak, GSYH’ye katkısı 5 yılda 50 milyar dolara çıkar dedi.
Dünya turizminde yıllık hacmin 2 yıl içinde 2 trilyon doları aşacağını dile getiren Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Erhan Özmen, “ABD bir turistten 2 bin 500 dolar kazanırken ve turist başına düşen gelirde dünya ortalaması bin doların üzerindeyken, bizim 700 dolarda kalmamız düşündürücü. Fransa 78 milyon turist sayısına ulaşırken, bizim 31 milyon da kalmamız da düşündürücü. Turizmi ciddiye alırsak, GSYH’ye katkısı 5 yılda 50 milyar dolara çıkar” dedi.

Tanıtım konusunda daha aktif bir politikanın izlenmesi gerekliliğine dikkat çeken Özmen, “Dünya ülkelerinde Türkiye ile ilgili bilgi eksikliği var. Bilenler de sadece denizini, güneşini biliyor. Bu alanda maalesef iyi tanıtım yapamıyoruz. Yanı sıra bilgi kirliliği de var. Biz genç işadamları olarak elimizi taşın altına koyuyoruz, görev verildiği takdirde bu alandaki çalışmalarımızı hızlandırabiliriz” şeklinde konuştu.

Endüstri 4.0’ın Türkiye için önemine değinen Erhan Özmen, “Mesela, Endüstri 4.0 ile Almanya’da tekstil üretimi yapmanın, Pakistan’dan daha ucuz olacağı öngörülüyor. Her sektör bunu iyi irdelemeli ve kendini hazırlamalı” ifadelerini kullandı.

Ankara Sohbetleri’ne konuk olan Erhan Özmen, Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını cevaplandırdı.

Genç işadamları olarak algı oluşturmak adına çeşitli sektörlerde çalıştaylar yapmaya başladınız. Son olarak turizmi ön plana çıkardınız. Nedir Türkiye’nin bu alandaki potansiyeli?

Tüm dünya ülkeleri yıkıcı bir yarışa başladı. Rekabet ve hız tehdit boyutlarına ulaştı. GSMH’leri artırmak için ne gerekiyorsa yapılıyor. Mesela ABD, 320 milyon nüfusuyla, ki dünyanın yüzde 4’üne karşılık geliyor, 18 trilyon dolarlık milli hasılaya ulaşıyor, ki bu da dünyanın yüzde 20’si anlamına geliyor. Yani dünyanın elde ettiği hasılanın yüzde 20’sini, dünya nüfusunun ABD’de yaşayan yüzde 4’ü sağlıyor. Nasıl sağlıyor? Üreterek, geliştirerek, turizmle, tarımla.

Tıpkı teknoloji alanında olduğu gibi turizmde de ciddi fark atıyorlar değil mi?

Ciddiye alınması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konu bu söylediğiniz. ABD bir turistten 2 bin 500 dolar kazanırken ve dünya ortalaması bin doların üzerindeyken, bizim 700 dolarda kalmamız düşündürücü. Sadece ABD değil, Fransa 78 milyon turist sayısına ulaşırken, bizim 31 milyon da kalmamız da düşündürücü. Turizmi ciddiye alırsak, GSMH’ye katkısı 5 yılda 50 milyar dolara, 60 milyar dolara çıkmamız ve bunu aşmamız işten değil.

Bugün un ihracatında dünya birincisiyiz. Daha gidilecek yol var mı?

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) olarak ciddi çalışmalar yaptık. Dünya ülkelerinde de ses getiren, yurtdışından davetlilerin de katıldığı uluslararası çalıştaylar, toplantılar düzenledik. Türk un sanayinin tanıtımında etkin rol oynadı o toplantılar. Tarım Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, DTM ve TMO başta olmak üzere ilgili bakanlıklar ve kurumların verdiği destekler de önümüzü açtı. Sektörün aktörleri çok çalıştı. Bir dönem hayali ihracatçılıkla suçlanan sektör, bu dönemde hep beraber iyi bir sınav verdi ve dünya liderliğine yükseldi. O dönem adım atmadık, koştuk. Bugün de o koşuya devam ediyoruz. Bugün sorumluluğumuz daha fazla. Kazanımlarımızı sürdürebilmek ve büyümedeki sürdürülebilirlik, koşunun devamına, yeni ve farklı şeyler yapmaya bağlı.

Yeni, farklı ve nitelikli ürünler için iyi eğitimli genç nüfus gerekiyor? Bu taraftan bakınca Endüstri 4.0’a hazır mıyız?

4.0 dediğimiz sistem mevcut proseste kullanılan otomasyona ilaveten sensörlerin, robotların devreye girip inisiyatif kullanıyor olmaları üretimde gıda güvenliğini,verimliliği ve esnek üretimi beraberinde getiriyor. Klasik un sanayiciliği anlayışı ile bunların gerçekleştirilmesi zor görünüyor. Burada kalifiye insanlara ihtiyaç vardır. Mavi yaka yerini beyaz yakaya bırakacaktır. Bunun olmazsa olmazı ise paydaşların kurumsal yapıya kavuşmasıdır. Her ne kadar bugün bir yere gelmiş olduğumuzu kabul etsek dahi daha önümüzde kat edebileceğimiz uzun bir yol olduğuna inanıyoruz. Sektörün de mental olarak buna hazırlanması gerekiyor. Mesela, Endüstri 4.0 ile Almanya’da tekstil üretimi yapmanın, Pakistan’dan daha ucuz olacağı öngörülüyor. Her sektör bunu iyi irdelemeli ve kendini hazırlamalı.

Bakın yeni TUSAF’ın bu alanda yaptığı çalışmalardan bir örnek daha vermek istiyorum. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile birlikte Türkiye’deki ekmek israfının önlenmesine yönelik bir çalışma başlattık. Ancak bu çalışmayı başlatmadan önce yaptığımız araştırmada çok ciddi sonuçlara ulaştık. Aslında araştırmada elde ettiğimiz israfın boyutu, bizi gerçekten çok kaygılandırdı. Çünkü ülkemizde her gün çöpe atılan ekmeğin, milyonlarca insanı açlıktan kurtaracak düzeyde olması beni çok etkilemişti. Bu kampanya halen devam ediyor ve gerçekten çok olumlu sonuçlar alındı.

Un sektörü Endüstri 4.0’a hazır mı?

Sektör zaten konsolidasyon süreci yaşıyor. Konsolidasyon dediğimizde bazı sanayicilerin artık devam edemeyecek konumda olacaklarını vurguluyoruz. İşte bu noktada Endüstri 4.0 belirleyici unsur olarak ön plana çıkacaktır. Diğer değişle bu değişimi gerçekleştirebilen, Endüstri 4.0’a ayak uydurabilen işletmeler ayakta kalabilecektir. Bu değişimin sadece üretim yönteminde ve üretimde kullanılan teknolojinin seviyesiyle değil, eğitimli iş gücüyle de sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Burada TUSAF’ın çok önemli bir misyon üstlenmesi gerektiğine inanıyorum.

Katma değerli hizmet sunmalıyız

Peki bu konuda Türkiye neler yapılmalı?

Resmi rakamlara göre, yıllık bazda 1 milyar 235 milyon turist hacmine ulaştı dünya. Ve yine resmi rakamlara göre, bu turistler 1 trilyon 250 milyon dolar para harcamış. Resmi olmayan tahminler 2 trilyon doları aşıyor. Yanı sıra, yine resmi olarak 250 milyar doları aşan transfer tutarı var. Yine resmi tahminler 2 yıl içinde 2 trilyon doların aşılacağını söylüyor. Bizim buradan hak ettiğimiz payı almamız için tanıtım çalışmalarını ciddiye almamız lazım. Dünya ülkelerinde Türkiye ile ilgili bilgi eksikliği var. Bilenler de sadece denizini, güneşini biliyor. Bu alanda çok daha iyi tanıtımlar yapabiliriz. Yanı sıra bilgi kirliliği de var. Biz genç işadamları olarak elimizi taşın altına koyuyoruz, görev verildiği taktirde bu alandaki çalışmalarımızı hızlandırabiliriz. Kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında Kıbrıs için bir proje geliştirdik örneğin.

Farklılıklarla turizmi canlandırabiliriz. Örneğin KKTC’de üniversiteleri uluslararası konferanslar düzenlemeleri yönünde teşvik edebiliriz, iş başı eğitim adası haline getirilebilir, turizm tanıtımı ve pazarlaması dijital ortama taşınabilir, üniversite öğrencileri tanıtım için etkin kullanılabilir, Antalya KKTC arasında feribot bağlantısı kurulabilir… Bir de sanayi alanında olduğu gibi turizm sektöründe de artık daha katma değerli hizmet sunabilmeliyiz ki belirlenmiş hedeflere yaklaşma hızımızı da arttırabilelim.

YORUM YOK

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.